Acı Kaybımız

Kurucu mütevellilerimizden, Tarih Vakfı arşiv ve kütüphanesine cömert bağışlarda bulunan ve her zaman tarih dostu olan, çevirmen, yazar, değerli Tektaş Ağaoğlu'nu kaybetmiş olmanın üzüntüsü içerisindeyiz.

Naaşı, 11 Ocak Perşembe öğle namazına müteakip Teşvikiye Camii'nden kaldırılacak olan Ağaoğlu'nun ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Tarih Buluşmaları!

Tarih Vakfı- Nilüfer Belediyesi işbirliğinde gerçekleşen Tarih Buluşmaları'na 9 Ocak Salı günü saat 19.00'da Hakan Koçak konuk olacak...

9 Ocak Salı saat 19.00'da Nâzım Hikmet Kültürevi'nde...
ANILARIN İZİNDE ARŞİVLERİN GÖLGESİNDE: TARİHYAZIMINDA ANILAR

Kişisel anlatılar, arşiv belgeleri ile karşılaştırıldığında tarih yazımı bakımından genellikle bir ‘üvey evlat’ muamelesi görürler. Anıların, mektupların veya genel olarak hayat hikayelerinin ‘objektifliği ve bilimselliği’ hep tartışma konusu olmuştur. Tarihçinin arşivde karşısına çıkan resmi belgelere nazaran, canlı tanıklıkların tarihsel olayları ve aktörleri sahih ve objektif olarak ortaya koymalarının mümkün olmadığı ileri sürülür. Bu klasik, natüralist yaklaşıma göre, anı, otobiyografi ve günlük niteliğindeki malzemeye ihtiyatla yaklaşılması, güvenilirlik ve geçerliliklerinin test edilmesi elzemdir. Hatta söz konusu metinlere tarihsel ‘belge’ demekten bile imtina edilir. Anı, otobiyografi ve günlük türü metinler dönemin tanığı farklı aktörlerin olguları ne denli tutarlı analiz ettikleriyle değil bize neyi, nasıl anlattıklarıyla değerlendirilmeli, incelenmelidir.

Halbuki, arşiv malzemesinin ete kemiğe büründürülmesinde bu tür tanıklıklar ve öznel hikâyeler vazgeçilmez derecede önemlidir. Şüphesiz ki bunları kaleme alan kişiler tarihi kendi sübjektif pencerelerinden yeniden inşa ederler. Ama geçmişte yaşamış ve bugün arşivde karşımıza çıkan belgeyi kaleme almış olan bir katibin veya devlet memurunu ne kadar objektif olduğu pek de sorgulanmaz. Arşivin ve arşiv belgelerinin kendinden menkul bir heybeti ve dokunulmazlığı vardır. Onları üreten toplumsal aktörlerin siyasal, sınıfsal ve kültürel konum, çıkar, arzu ve önyargılarından pek hesaba katılmaz. Bu kavramsal çerçeve içinde Ayhan Aktar ve Ümit Kurt bilhassa Ermeni meselesi özelinde Ermenice ve Türkçe kaleme alınmış anı, hatırat ve günlük türündeki kaynakların önemine ve kullanımını tartışacaklar. Bilhassa Ümit Kurt’un yayına hazırladığı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanan Nerses Babayan’ın günlüğü başta olmak üzere Ermenice kaleme alınmış bu türden kaynaklar üzerinde duracak. Ayhan Aktar da bu tip kaynaklarının kullanımının yöntemsel ve tarihyazımına ilişkin etkileri üzerine de yoğunlaşacak.

Tarih: 6 OCAK 2018 Cumartesi

Saat: 12:00-14:00

Yer: Sarıdemir Mah. Ragıp Gümüşpala Cad. Değirmen Sok. No:10, Eminönü, 34134 Fatih/İstanbul, (Marmara Belediyeler Birliği Binası)

Ayhan Aktar Kimdir?
Boğaziçi Üniversitesi, Sosyoloji Bölümünden 1977 yılında mezun oldu. Daha sonra, İngiltere’de Kent Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam etti. 1980 yılında Marmara Üniversitesi’nde merhum Prof. Mübeccel Kıray’ın yanında asistan olarak çalışmaya başlayan Ayhan Aktar, Doktora Tezini 1989 yılında tamamladı. Bu çalışmasıyla, “Yayınlanmamış Sosyal Bilimler Araştırması” dalında birinci olarak 1990 Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı. Aynı çalışma, Kapitalizm, Azgelişmişlik ve Türkiye’de Küçük Sanayi başlığı altında 1990 yılında yayımlandı. Daha sonra Türkiye’de devlet - gayrimüslim azınlık ilişkileri üzerine çalışmalarına başlayan Ayhan Aktar’ın Varlık Vergisi ve ‘Türkleştirme’ Politikaları başlıklı kitabı 2000 yılında yayımlandı. 2006 yılında Türk Milliyetçiliği, Gayrimüslimler ve Ekonomik Dönüşüm başlıklı kitabı yayımlandı. 2010 yılında, Niyazi Kızılyürek ve Umut Özkırımlı ile birlikte yayına hazırladıkları Nationalism in Troubled Triangle: Cyprus, Greece and Turkey başlıklı kitap yayımlandı. 2011 yılında ise, Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale – Erzurum Günlüğü (1943) ile Taraf gazetesindeki köşe yazılarını derlediği İlginç Zamanlar: Taraf yazılarından Seçmeler, 2008-2011 başlıklı kitapları yayımlandı. 2012 yılında Yüzbaşı Sarkis Torosyan’ın Çanakkale’den Filistin Cephesi’ne başlıklı anılarını yayına hazırladı. Prof. Dr. Ayhan Aktar, hâlen İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde öğretim üyesidir.

Ümit Kurt Kimdir?
Lisans eğitimini ODTÜ İ.İ.B.F’nde, yüksek lisansını Sabancı Üniversitesi Avrupa Çalışmaları bölümünde tamamladı, doktora derecesini Clark Üniversitesi, Tarih bölümünden aldı. 2015-16’da California Devlet Üniversitesi’nde misafir profesör olarak çalıştı. 2016-17’de Harvard Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi’nde araştırmacı olarak bulundu. Mekanın ekonomik dönüşümü, geç dönem Osmanlı’da refahın transfer, Ermeni soykırımının ekonomik boyutu, Ermeni emval-i metrukesi, kolektif şiddet, erken dönem Türk milliyetçiliği, Antep Ermenileri, ulusaşırı imparatorluklar, karşılaştırmalı soykırım, etnisiteler arası ihtilaflar ve entelektüel tarih alanlarında çalışmaktadır. “Türk’ün Büyük Biçare Irkı: Türk Yurdu’nda Milliyetçiliğin Esasları 1911-1916” (İletişim, 2012), “Kanunların Ruhu: Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek” (İletişim, 2012) ve “The Spirit of the Laws: The Plunder of Armenian Wealth” (Berghahn, Oxford, 2015) kitaplarının yazarıdır. “Kıyam ve Kıtal: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kolektif Şiddet” kitabının editörüdür. Kudüs’teki Van Leer Jerusalem Institute’e bağlı Polonsky Academy’de Polonsky Fellow olarak çalışmaktadır.

Toplumsal Tarih'in Okurlarına Yeni Yıl Armağanı!

Toplumsal Tarih, Ocak sayısında okurlarına bir fotoğraf albümü armağan ediyor. Albümde 1900'lerin başlarında İstanbul'daki sokak satıcılarından bazılarının fotoğrafları yer alıyor. 

 

https://youtu.be/JE2RK0VuQE0

 

Orijinali Rezan Benatar'ın kütüphanesinde bulunan bu albüm, kendisinin izniyle ve Irvin Cemil Schick'in desteğiyle, Toplumsal Tarih dergisinin Ocak 2018 tarihli 289. sayısının özel armağanı olarak yayımlanmıştır. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

 

Seslendirenler: Hami Ünlü- Yasemin Göksu- Aydan Çelik

Kurgu: Memediko

1917'nin 100. Yılında Devrim Sohbetleri-7

VANGELİS KECHRİOTİS PERŞEMBE KONUŞMALARI’NDA

1917’nin 100. Yılında Devrim Sohbetleri

7

Devrim İmgeleri

Tarih Vakfı Perşembe Konuşmaları 2017 güz dönemini 1917 Ekim Devrimi’nin yüzüncü sene-i devriyesi nedeniyle Devrim üzerine sohbetlere ayırdık.

Yedinci buluşmanın konuğu Begüm Özden Fırat. Fırat Devrim İmgeleri üzerine konuşacak. Kolluk güçleriyle yüzyüze kalabalıklar, geçilmemesi gereken çizgiyi geçmek üzereler. Gazdan bir sis çökmekte, tazyikli sudan yansıyan bir gökkuşağı. Bir kadın polise yaklaşır: cesur, sakin. Çırılçıplak bir adam sokağın ortasında durmakta: “İşte bu kadar kırılganız.” Süper kahraman kostümlü bir diğeri kalabalıkları yarmakta: “Bizim gizli güçlerimiz var.” Birbiriyle konuşan, tartışan insanlar, korku dolu bakışlar, çöp toplayanlar, uyuyanlar, yemek yapanlar... Yukarıdan görülen mahşeri bir kalabalık kent mekanını karıncalar gibi kaplıyor. Bir drone görüntüsü, bir meydan. Neredeyiz? Atina Syntagma Meydanı mı? Madrid’de Puerta del Sol mu? Kahire’de Tahrir Meydanı mı? Yoksa Taksim mi? Birbirine karışan bu görüntüler 2010’da ortaya çıkan mücadele çevriminin, küresel toplumsal ve politik çalkantının kaleydoskopik bir panoramasını sunuyor. Yeni devrimci imgeler, 18. yy’dan itibaren parça parça oluşmakta olan tarihsel devrim ikonografisine katılıyor, onu dönüştürüyor.

 

“Ortak bir dilin yokluğunda küresel kamusal alan imgelere itimat etmek durumunda kalacaktır” diye yazar Susan Buck-Morss. Peki bu dönemin devrimci imgeleri ne gösteriyorlar? Bize yakın geçmişimiz üzerine ne söylüyorlar? Dünün küresel toplumsal ve politik çatışmalarını bugünün içerisinden nasıl hatırlayabiliriz? Geriye kalan görüntüler, dünyayı sarstığını sandığımız devrimci dalganın özgürleştirici potansiyellerini ve gerçekleşmemiş ihtimallerini yeniden düşünmemize yardımcı olabilirler mi?