Kentsel Mekan, Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik: Son Dönem Osmanlı İstanbul’unda Fuhuş (1884-1915) - Müge Telci Özbek

Bu konuşma 19. Yüzyılın ikinci yarısından 20. Yüzyıl başlarına kadar uzanan bir süreçte İstanbul’un yaşadığı toplumsal, demografik ve mekânsal dönüşümlere ve fahişelerin bu dönüşüm içindeki ‘yerlerine’ odaklanıyor. Çalışmada öncelikli olarak fahişeliği bir meslek olarak ele alıp bu mesleği icra eden kadınların deneyimlerini ve bu kadınlara yönelen idari pratikleri inceliyorum. Aynı zamanda, tarihsel olarak üretilmiş bir kategori olarak fahişeliğin, orta sınıfların mesleki ve toplumsal normlarının dışına çıkan kadınlara uygulanan bir etiket olduğuna dikkat çekiyorum. Bu etiketin son dönem Osmanlı İstanbul’unda toplumsal cinsiyet, sınıf ve etnisite gibi ayrımlara dayalı tahayyüllerin oluşumundaki rolüne bakıyorum. Çalışmanın temel hedefi hem bir deneyim hem de bir etiket olarak fahişelikten yola çıkarak son dönem Osmanlı İstanbul’unda cinsellik, toplumsal cinsiyet, sınıf ve mekân ilişkileri üzerine bir çözümleme üretmek.

 

 

Tarih Vakfı Toplumsal Cinsiyet Tartışma Dizisi:

 

Son yıllarda kadın tarihi üzerine çalışan araştırmacılar, kadınların ekonomik hayatta, aile ilişkilerinde, hukuk sisteminde varlıklarını göz önüne serdiler, pek çok kadının hikâyesini gün ışığına çıkardılar ve özellikle II. Meşrutiyet sonrası kadın hareketi ve kadın dergiciliği üzerinden kadınların politik varlık ve eylemliliklerini görünür kıldılar. Tarih Vakfı’nda Bahar 2015 döneminden itibaren başlatılmış olan bu tartışma dizisi, mevcut çalışmaları bir başka düzleme taşımayı hedefleyerek,  “toplumsal cinsiyet” kavramı “Osmanlı ve Türkiye özelinde analitik ve eleştirel bir kategori olarak nasıl ele alınabilir?”, “Toplumsal cinsiyet tarihçiliği Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti tarih yazımına nasıl katkı yapabilir?” ve en önemlisi “Toplumsal cinsiyet tarihçiliği yapmak mümkün müdür?” gibi sorulara cevap aramayı amaçlıyor.

 

 

Tarih: 21 Nisan 2016, Perşembe

Saat: 19.00

Yer: Tarih Vakfı, Ragıp Gümüşpala Caddesi No: 10, Eminönü (Marmara Belediyeler Birliği Binası)

 

Müge Telci Özbek kimdir?

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 2000 yılında mezun oldu. Bilkent Üniversitesi Grafik Sanatlar Bölümü’nden MFA, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Bölümü’nden MA dereceleri aldı. 2000-2002 yılları arasında Bilkent Üniversitesi İletişim Fakültesinde, 2003-2010 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde “Gender and Sexuality: Prostitution in the Late Ottoman Istanbul” başlıklı doktora tez çalışmasına devam ediyor. 

Sığınaklar Nasıl

TARİH VAKFI

TOPLUMSAL CİNSİYET TARTIŞMALARI DİZİSİ

 

Sığınaklar Nasıl “Kamu Kurumu” Oldu?

1990 Sonrası Feminist Hareket ve Kamu Kurumları İlişkisini Sığınaklar Üzerinden Düşünmek

          Berna Ekal

 

Türkiye’de feminist hareket tarafından sığınak, kamu kurumları tarafından da “sığınma evi” ya da “konuk evi” adlarıyla anılan kurumların ilk örneklerini 1990’lardan itibaren görmeye başlarız. Başlarda pek çok başka ülkedekine benzer bir şekilde Türkiye’de de feministler tarafından kamunun sağlayacağı maddi destekle işletilen sığınaklar kurulması amaçlanır. Ancak günümüze gelindiğinde tablonun tamamen farklı olduğunu görürüz: Bugün Türkiye’de bulunan 130 sığınağın 95’i Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 32’si ise belediyeler tarafından işletilmektedir. Peki nasıl olur da feminist bir kurum, kamu kurumuna dönüşür? Bu sunum, sığınakların feminist bir kurum olarak ortaya çıkışından Türkiye’deki son örneklerine kadar geçen süreci ve aktörleri ele alarak, Türkiye’de günümüzde var olan sığınakları anlayabileceğimiz bir perspektif önerisi ortaya koymaktadır. Çalışmanın temel kaynağını ise, feministlerin kendi tarihlerine ilişkin tuttukları kayıtlar oluşturmaktadır.

 

Tarih: 17 Mart 2016, Perşembe

Saat: 19.00

Yer: Tarih Vakfı, Ragıp Gümüşpala Caddesi No: 10, Eminönü (Marmara Belediyeler Birliği Binası)

 

 

Sokağa Çıkmak: 1950-80 Dönemi Ankara’sında Kadınların Gündelik Kamusal Mekân Deneyimleri -  Selda Tuncer

TARİH VAKFI

TOPLUMSAL CİNSİYET TARTIŞMALARI DİZİSİ

Sokağa Çıkmak: 1950-80 Dönemi Ankara’sında Kadınların Gündelik Kamusal Mekân Deneyimleri

SELDA TUNCER

Türkiye’de büyük ekonomik ve politik değişimlerin yaşandığı 1950’lerden 1980’lere uzanan yıllar, ülkenin modernleşme çizgisinin özellikle de kent merkezlerinde kısmen olgunlaştığı bir döneme tekabül eder. Aynı zamanda, en büyük hedeflerinden biri yeni laik rejime uygun olarak toplumda kadınların rollerini dönüştürmek olan Cumhuriyetçi modernleşme projesinin ortaya çıkışından hemen sonraki bu süreçte kadınların yüksek öğrenime katılımları ve profesyonel meslek sahibi olmaları yaygınlaşmıştır. Ek olarak, sol ideolojilerin ve demokrasi taleplerinin yükselişe geçmesiyle oluşan dönemin özgürleştirici toplumsal ve siyasi kültüründe kadınlar kamusal hayata katılma arzularını ve taleplerini giderek daha fazla dile getirmeye başlamıştır. Bu konuşma, kamusal mekân ve toplumsal cinsiyet ilişkilerini Türkiye modernleşme deneyimi çerçevesinde ele alarak, Ankara’da 1950’li yıllardan itibaren kadınların sokağa nasıl çıktıkları ve en geniş anlamıyla evin dışında kalan dış dünya olarak tanımlayabileceğimiz kamusal mekânı nasıl algılayıp onunla ne şekillerde ilişkilendiklerine odaklanacaktır. Sunum, farklı kuşaktan kadınların sözlü anlatımları doğrultusunda, kadınların gündelik hayatlarında kentteki kamusal mekânlara nasıl eriştikleri ve bu mekânları ne şekillerde deneyimleyip anlamlandırdıklarını inceleyerek söz konusu dönemde Ankara’daki kent yaşamı ve kültürünün dönüşümünü toplumsal cinsiyet perspektifinden ele alacaktır. Ayrıca, kuşak çalışması olmasından hareketle, sunum kadınların sokağa çıkması ve kamusal mekânları deneyimlemesiyle ilişkili belirli kültürel toplumsal cinsiyet normlarının ve pratiklerinin farklı kuşaklardan kadınlar arasında nasıl uygulandığını ve aktarıldığını ortaya koymaya çalışacaktır. 

1930’lar Türkiyesi’nde Peçe-Çarşaf Yasakları ve Kadınların Öznelliği- Sevgi Adak

TARİH VAKFI

TOPLUMSAL CİNSİYET TARTIŞMALARI DİZİSİ

1930’lar Türkiyesi’nde Peçe-Çarşaf Yasakları ve Kadınların Öznelliği

Sevgi Adak

Kemalizm’in “modern Türk kadını” tahayyülü ve kadınların kamusal görünürlüğünün yeni Cumhuriyet açısından taşıdığı anlam birçok çalışmaya konu oldu, özellikle yakın dönemdeki başörtüsü tartışmaları bağlamında oldukça siyasallaşmış bir tartışmanın da parçası haline geldi. İçerik ve uygulanma süreçleri hakkında çok az şey bilinse de, erken Cumhuriyet dönemi peçe ve çarşaf yasakları bu tartışmada kimilerince Kemalist zulmün,kimilerince de kadınların özgürleşmesinin bir aracı olarak yorumlandı. Sunum, 1930’larda peçe ve çarşaf yasaklarının yerelde nasıl oluşturulduğu, tartışıldığı ve uygulandığına odaklanarak, bu yasakları gerek devlet-toplum ilişkileri gerekse değişen toplumsal cinsiyet rejimi bağlamında ele alacak. Konuşmanın asıl odak noktasını, kadınların devlet politikalarının pasif nesneleri değil, onları etkileyen ve biçimlendiren aktif özneler oldukları argümanı oluşturuyor. Buradan hareketle, kadınların peçe ve çarşaf karşıtı kampanyalarda oynadıkları farklı roller, yasaklar karşısında aldıkları farklı tavırlar ve geliştirdikleri adaptasyon stratejileri tartışılacak, erken Cumhuriyet dönemi bağlamında kadınların öznelliğini yeniden nasıl ele alabiliriz sorusuna yanıt aranacak.