“Birinci Dünya Savaşına Dünya Tarihi ve Bilim Tarihi Zaviyesinden Bakmak”  Elizabeth B. Frierson

Tarih Vakfı Ankara Tartışmaları’nın 1914-1915 dönemini yine Birinci Dünya Savaşı’na alternatif bir bakış denemesiyle bitiriyor. Yıl boyunca sıkça vurguladığımız özelliğiyle, bu “global savaş”ın karmaşık tarihinin bütüncül bir perspektifle nasıl yazılabileceği sorusu hâlâ tarihçileri etkilemeye devam ediyor; yeni perspektif arayışlarına sevk ediyor. Son yılların daha geniş açılı yaklaşımlarına rağmen, savaş hakkında yazılanların çoğunluğu büyük ölçüde Batı Avrupa’da yaşanan savaşın yine Batı Avrupa perspektifinden yazılmasından ibaret. Diğer bir deyişle, Osmanlı boyutu, kolonyal askerlerin öyküsü, Rusya ve hatta Habsburg muharebeleri bu büyük harbin bütüncül tarihine kolayca eklemlenmiyor, aksine yan hikâyeler olarak ele alınıyor. Cincinnati Üniversitesi Tarih bölümü öğretim üyelerinden olan ve bir süredir Ankara’da Kızılay Arşivi’nde araştırma yapmakta olan Prof. Elizabeth B. Frierson, bu tarihyazımı sorununa bilim tarihi, özellikle tıp tarihi perspektifinden yaklaşarak çözüm arayacak.

“Cephede Osmanlı Askeri: Birinci Dünya Savaşı'nda Irak Cephesinde Sosyal Boyut”  Orhan Avcı

Ankara Tartışmaları’nın bu haftaki konuğu olan, Kırıkkale Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Orhan Avcı, konuşmasında Birinci Dünya Savaşı’nda Irak cephesindeki Osmanlı askerinin savaş tecrübesinin farklı yönlerini ele alacak.  Tarihyazımı Birinci Dünya Savaşı’nı farklı yönleriyle inceliyor. Son yıllarda savaşın diplomatik ve siyasî yönlerinin yanısıra cephelerle cephe gerisindeki asker ve insan hikâyeleri de daha fazla çalışılmaya başlandı. Çünkü muharebe alanlarında istatistiki rakamlardan ibaret olmaması gereken bir yaşanmışlık da söz konusu. Osmanlı'nın Irak cephesindeki durum da bunun istisnası değildi. Dr. Orhan Avcı, günü gününe tutulan kayıtlar eşliğinde sadece cephe savaşına değil cephe hayatına da yakından bakacak. Osmanlı ordusunun sağlık meseleleri, eğitimi, disiplini, haberleşmesi, ulaşımı, iaşesi, giydirilmesi, savaş alanındaki halkla ilişkileri, iktisadi durumu, müttefik personelle ilişkiler gibi birçok boyutunu tartışmaya açacak.

“İki Ankara: İmar ve Yangın (1915-1916)”  Taylan Esin – Zeliha Etöz

Birinci Dünya Savaşı birçok Anadolu şehri gibi Ankara için de çok yönlü gelişmeleri, tehciri, yangını, yıkımı ve yeniden imar faaliyetlerini beraberinde getirir. Tehcir, Ankara vilayetinde Vali Mazhar Bey’in itirazı sonucu nispeten geciktirilir ise de 1915 Temmuz’unda onun yerine atanan yeni Vali Vekili Atıf’ın ve Polis Müdürü Bahaeddin’in idaresinde bütün şiddetiyle başlar. Tarih Vakfı Ankara Tartışmaları’nın bu haftaki konuğu olan ve yakın zamanda 1916 Ankara Yangını. Felaket’in Mantığı (İstanbul: İletişim, 2015) adlı kitapları yayımlanan Tarih Araştırmacısı Taylan Esin ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Zeliha Etöz sunuşlarında, Mazhar Bey’den sonra Ankara'da görev yapan iki vali ve bunların döneminde şehrin kaderinin nasıl değiştiği ele alacaklar: Atıf Bey döneminde başlatılan Ermeni tehciriyle beraber, emval-i metruke yağmalanır ve şehirde İttihat ve Terakki Kulübü ile darüleytamın (yetimhane) inşasına yönlendirilir. Yağma ve tasfiye, daha önce Diyarbekir Vilayetinde tehciri katliama dönüştüren Dr. Mehmet Reşit'in döneminde de sürer, ama bu kez şehrin Hıristiyan mahallesi yanar. Esin ve Etöz sunuşlarında, söz konusu iki dönem arasındaki farktan yola çıkarak, Birinci Dünya Savaşı'nda kent yangınlarının hangi koşullarda/neden çıktığını tartışacaklar.

“Tehcir ve Teşkilât-ı Mahsusa”, Oktay Özel

Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yılı Etkinlikleri (10)

“Tehcir ve Teşkilât-ı Mahsusa”

Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Oktay Özel, üzerinde çokça yazılan ve spekülasyon üretilen bu yapılanmanın, 24 Nisan’la birlikte fiilen başlayan geniş kapsamlı Ermeni Tehcirindeki yerini ve rolünü ele alacak. Özel, sunuşunda Balkan Savaşlarının gönüllü çetelerinden Cihan Harbi’nin gayrinizami harp örgütüne, Nisan 1915’ten itibaren de dış operasyonlar ve propagandaya yönelik istihbarat örgütüne evrilen gelenek içinde “Teşkilât-ı Mahsusa”nın nereye oturduğunu tartışmaya açarken, esas olarak tehcir operasyonuyla bu teşkilatın ilişkisi değerlendirecek. Bu bağlamda, Oktay Özel, teşkilâtın kendi içinde yaşadığı dönüşüme ve ayrışmaya bilhassa dikkat çekecek.